Genel
Trend

Balıkçıya Özlemle

Bir yelkenli düşünün, denizin en derin yerinde, bir adam var yelkenlinin içinde, adam keşfe her daim açık, Ege’ye aşık. Fırtınaya kapılıyor çok kez, “alabora olacak”, “battı batacak” diyorsun “bana mısın” demiyor, bir türlü kıyıya yanaşmıyor, denizi öylesine seviyor ki, ondan ayrılamıyor… “Merhaba” diyor herkese, “Merhaba çocuklar, merhaba dünya, merhaba…”
Merhabayı neden mi bu kadar çok seviyor?“…‘Rahat edin. Benden size kötülük gelmez’ demektir. Sonra, aklımızı işimizden ayırmamalıyız.‘Günaydın’ mı diyeceğiz, ‘İyi akşamlar’ mı diyeceğiz,‘Allahaısmarladık’ mı diyeceğiz? Düşünmeye, aklımızı meşgul etmeye gerek yoktur. Bunların yerine söyleriz merhabayı, olur biter… Bir şey daha var. Merhaba sözcüğü, eski harflerle yazıldığı zaman yelkene benzer. Belki bunun da etkisi vardır merhabayı sevmemde…”

Yine denize bağlıyor hayatının halatını.  Ee ne yapsın çocukluktan geliyor bu tutku, bu sevda.

“Üç dört yaşındayken, küçük kardeşimle Parthenon’un mermerleri arasında oynardık. Bir gün kayıkta, kayıkçı deniz aynasını denize tuttu. Denizaltı alemini görünce, tokat yemiş gibi sarsıldım”

Cevat Şakir Kabaağaçlı, bilinen adıyla Halikarnas Balıkçısı… Deniz gibi arada dalgalı arada dingin bir hayat onunkisi… Bazen fırtına eser dalgalıdır, bazen yaprak kımıldamaz çarşaf gibidir ya deniz. Öyle…  Belki denizi bu kadar sevmesinin nedeni kendine benzetmesi, tıpkı merhaba ve yelken arasında kurduğu ilişki gibi… Öyle çok şey sığdırmış ki hayatına, bir hazine kutusu onun yaşamı. Tam anlamıyla açmak güç, ama aralamak mümkün…

Dünyaya İlk “Merhaba”

Cevat Şakir Kabaağaçlı, 17 Nisan 1890’da diyor, dünyaya ilk merhabasını, Girit’te bir konakta annesi İsmet Hanım’ın kucağında… İsmet Hanım onu kucağına almadan bir gün önce bir rüya görüyor, rüyada Musa peygamber geliyor ve diyor ki “çocuğun üç badire atlatacak” İsmet Hanım çocuğunun bu sebepten göbek adı ve ilk adını Musa koyuyor. İkinci ismi sadrazam amcasının adı olan Cevat, diğeri ise babasının adından dolayı Şakir oluyor. Artık bir adı var, yıllar sonra değişecek de olsa şimdilik bir adı, Musa Cevat Şakir…

Sarı İsmet Hanım ve Abdülhamit dönemimin bürokratlarından Mehmet Şakir Paşa’nın altı çocuğundan biri Cevat. Oldukça köklü bir Osmanlı ailesinden… Ailede çok fazla sanatçı var, haliyle Cevat Şakir de sanat ortamının içinde buluyor kendini. Ressam Prenses Fahrünnüsa Zeyd, Aliye Berger, Nejat Devrim, Cem Kabaağaçlı, Türkiye’nin ilk kadın seramikçisi Füreya Koral ve tiyatro oyuncusu Şirin Devrim gibi önemli isimlerin olduğu bir aile, Kabaağaçlızadeler… Cevat, İki buçuk yaşındayken Şakir Paşa’nın işinden dolayı Atina Foleron’a, beş yaşına geldiğinde ise ailenin dersaadete atanmasıyla büyükadaya taşınıyor. Deniz bırakmıyor peşini, doğa bir  şeyleri hissediyor olsa gerek ki değerini bileni yanından ayırmıyor. Cevat nerede, deniz orada…

Selin Tekin’in yazısının devamını alıntı yaptığımız Bilgi Yayınevi’nin sitesinden okuyabilirsiniz:

https://www.bilgiyayinevi.com.tr/edebiyatin-deniz-yani-halikarnas-balikcisi

 

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün